Tuesday, May 30, 2006

BİR ŞİİR

Bazen içimden duygular sel olup taşmak ister. Böyle zamanlarda herkesin duygularını bir ifade ediş tarzı var. Müzik benim meslek alanım olduğu için müzikle ifade ediyorum kimi zaman. Şiir de müziğin ayrılmaz bir parçası şüphesiz. İşte böyle bir gün içimdeki fırtınayı anlatmanın en samimi yoluna girdim ve bir şiir yazdım. Aslında buna ne kadar şiir denir bilmiyorum. Çok amatörce bir şey. Burada sizlerle de paylaşmak istedim. Zaman zaman anneme duyduğum özlemin büyüklüğünü ve içimdeki acının patlamalarını blogumda sizlerle paylaşıyorum. Bu da öyle. Umarım ki beğenirsiniz ve çok karamsar bulmazsınız.--Kimse için gitme ne olur dememeniz dileğiyle--
GİTME NE OLUR
Yağmur yağıyor yine ince ince bu şehre
Gittiğin gün gibi
Gökler bile ağlıyor bak sensizliğime
Bulutlar bile haykırıyor gitme anneciğim ne olur gitme..
-----------
Dostsuz kaldım, kimsesizim
Sensiz içim öyle ezik, çok çaresizim
Gel tek sırdaşım, tek arkadaşım
Beni yanlız, beni sensiz, beni bensiz bırakıpta
Ne olur anneciğim gitme...
-----------
Hayat akıyor kaldığı yerden
Senden bir haber yok gittiğin yerden.
Bir hançer saplı sanki boğazımda nefes alamıyorum,
Anneciğim yokluğuna dayanamıyorum.
-----------
Çocuklarım büyüyor, ben yaşlanıyorum,
Her şeye her zora alışıyorum.
Çok zor olsa da ayaktayım yaşıyorum,
Anneciğim sensizliğe alışamıyorum.
-----------
Fidanlar yeşeriyor, ağaçlar çiçeklendi.
Yem verdiğin kumrular yemlerini özledi.
Ankara sensiz boş, ayaklarım gitmiyor
Acımı dindirmeye kimsenin gücü yetmiyor.
-----------
Fayda vermiyor ağlamak biliyorum
Rüyalarımda her gece gitme anneciğim gitme diyor, yalvarıyorum.
Lokmalar düğümlendi artık yutamıyorum,
Anneciğim sensiz olmuyor, olamıyorum
Sensiz bir dünyaya alışamıyorum
-----------
Anneciğim gitme yapamıyorum
Anneciğim kokunu çok özlüyorum.
Gitme anneciğim,
Gitme birtanem
Gitme gül yüzlüm ne olursun gitme.

Sunday, May 28, 2006

MUZLU RULO

Bu muzlu ruloları oğlum Efe için yaptım. Efe pek iştahlı değil. Çok seçerek yiyor ve yemesi için biraz zorlasak hemen kusuyor. Sütlü tatlılar yemeyi biraz daha sevdiğini farkedince hiç olmazsa besleyici birşeyler yesin diye bu rulolardan yapıyorum. Taze taze yesin diye de az ölçü ile yapıyorum. Verdiğim tarifle görünen kadar yani 4 rulo oluyor. Resimde farkettiniz mi bilmiyorum ama ben resim çekinceye kadar Efe başımda bekledi. hatta bu resimden sonra çektiğim karelerde şekerlemeleri yok :)) Yapılışını tatlılar linkinde bulabilir, arzunuza göre mehvelerle -çilek, böğürtlen,kivi vs- değişik alternatiflerini türetebilirsiniz. Bence deneyin.

Saturday, May 27, 2006

KENAR DANTELİ


Bu dantelin örneğini ben çok beğendim. Resimlerin detaylı olanlarını da sefinsandıgı'nda gösterdim. Umarım siz de beğenirsiniz.

Friday, May 26, 2006

UN KURABİYESİ

Bu kurabiyeyi ilk gördüğüm zaman hazır alındığını sanmıştım. Hem görüntüsü hem de tadı pastahane kurabiyelerini andırıyordu. Tarifi aldıktan sonra ben de yapar oldum. Tarifini görmek isterseniz tatlılar linkini tıklayarak görebilirsiniz. Bunları yazarken benim için kısa sürede bir candan arkadaş belki de dosta dönüşen sevgili Safran'cığıma çok teşekkür ediyorum. Link bağlantısı yapmayı bana öğrettiği için. Ama daha önemlisi içten samimiyeti ve dostluğu için. İyi ki varsın Safrancığım ve dilerim hep burada olursun:)

Thursday, May 25, 2006

POĞAÇA


Bu poğaçaların tarifini arkadaşım Meltemin komşusu vermişti. Çok güzel, kıtır kıtır bir poğaça isterseniz işte tarifi:
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
2 yumurta(1 tanesinin sarısını üzerine sürmek için ayırın)
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
Yapılışı:
bütün malzemeler karıştırılıp ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde edilir. İç olarak arzu ettiğiniz şekilde mesela peynir-maydanoz veya patatesli veya kıymalı hatta mercimekli iç harç konularak kapatılır.Üzerine yumurta sarısı sürülüp 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Wednesday, May 24, 2006

SOĞANLI EKMEKLER



SOĞANLI EKMEKLER

Öğleden sonra ekmek yapmak istedim. Bir kaç gündür aklımda olan soğanlı ekmeklerden yapmaya karar verdim ve hamurumu yoğurdum. Hamurum mayalanırken ve o esnada ender olan durumlardan biri olan çocukların her ikisi de uyuyorken nette bir gezineyim dedim. Sevgili Sibel’in kahvesine uğradım, bir de ne göreyim aynı ekmeklerden yapmış Sibel de… güzel bir tesadüf oldu. Sibel çok beğendiğini yazmıştı. Ne yalan söyleyeyim ben de gerçekten çok sevdim. Tarifini Dr. Oetker instant maya paketinin arkasından almıştım. İşte nasıl yaptığımJ Ben aslında biraz kendime göre yaptım. Yaptığım şekilde yazıyorum
Malzemeler:
3 adet orta büyüklükte soğan
1 çay kaşığı pul biber
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi ( başka peynir de olabilir belki)
Hamuru için:
4,5 su bardağı un (ben 2 bardak kepekli un, 2,5 bardak beyaz un kullandım)
3,5 çay bardağı ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 poşet instantmaya ( benim instant mayam kalmamıştı onun yerine 42 gr. Yaş maya kullandım)
Yapılışı:
Hamur malzemeleri karıştırılarak iyice yoğrulur ve yaklaşık 1 saat kadar üzeri kapalı olarak ılık bir ortamda bekletilir. Bu arada hamur mayalanırken soğanlar doğranıp 3 yemek kaşığı sıvıyağda pembeleştirilir ve üzerine pulbiber konulup soğutulur. Soğuyunca içerisine 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi eklenir. ! saattir mayalanmakta olan hamurumuza bu karışım eklenip hafifçe yoğrulur ve 12 parçaya bölünerek bir tepsiye dizilir. 20 dakika daha üzerleri kapalı olarak bekletilip 170 dereceye ısıtılmış fırına verilip üzerleri kızarıncaya kadar pişirilir.
Ben hamurları muffin kalıbıma koyup pişirdim. Şirin oldular. Tatları çok güzeldi. Hele bir de domates, salatalık eşlik ederse mmmmm. Yarın işyerimde arkadaşlarıma da götürmeyi düşünüyorum. Bazen ders aralarında birlikte kahvaltı yapıyoruz. Yarın kahvaltılık ekmekler benden arkadaşlar :))

İMAM BAYILDI

İmam gerçekten bayılmış mı bilmiyorum ama ben gerçekten bayılıyorum bu yemeğe. Bugün için yaptım. Güzel oldu, paylaşmak istedim sizlerle. Beğeneceğinizi sanıyorum.

Malzemeler
4 adet orta büyüklükte patlıcan
3 adet irice kurusoğan
4 adet domates (kabukları soyulup doğranmış)
8-10 diş sarımsak (parçalara bölünmüş)
1 yemek kaşığı salça
tuz, karabiber
1 çay kaşığı toz şeker
Yapılışı:
Patlıcanlar alacalı bir şekilde soyulup, iri küpler halinde doğranır ve içi tuzlu suyla dolu olan bir kapta 10-15 dakika kadar bekletilir. Sonra suyu iyice süzdürülerek alınıp kızgın yağda kızartılır. Kağıt havlu üzerine konulup fazla yağını çektirmesi sağlanır. Bu arada soğanlar piyazlık doğranıp, 2 yemek kaşığı zeytinyağında hafifçe pembeleşene kadar kavrulur. Üzerine salça, domates, sarımsak eklenip biraz daha kavrulmaya devam edilir. Domatesler pişip, yumuşayınca içerisine tuz, karabiber ve toz şeker ilave edilir. Kızarmış patlıcanlar içerine eklenir ve üzerine 1 su bardağı kadar sıcak su eklenir. Kısık ateşte 10 dakika kadar daha pişmesi sağlanır. Ilıkken servis edilir. Denemenizi öneririm. Havaların artık ısındığı bu günlerde zeytinyağlı yemekler çok iyi gidiyor.

Saturday, May 20, 2006

El işlerimi paylaşmak amacıyla bir blog daha oluşturdum. Aşağıdaki linki tıklayarak ulaşabilirsiniz. Görüşmek üzere....
http://wwwsefinsandgblogspotcom.blogspot.com/

ÇİLEK SOSLU MUFFİNLER


Bu muffin tarifini Dr Oetker Muffin kalıbının arkasından alıp uyguladım. Gerçekten de çok lezzetli oldular.
Malzemeleri
3 yumurta
2 paket vanilya (ben 1 paket kullandım)
Yarım çay kaşığı tuz
1,5 tatlı kaşığı kabartma tozu
300 gr. un
150 ml. süt
175 gr. yumuşak margarim
1 su bardağı toz şeker
100 gr. bitter çikolata
Üzeri için Dr. Oetker meyve sosu (asıl tarifte yoktu ama ben üzerine yalışacağını düşündüm. İyi ki de yapmışım çok güzel yakıştı)
Yapılışı:
Yumuşak margarini mikserle biraz çırpıyoruz ve içerisine toz şekeri ekliyoruz. Birlikte çırptıktan sonra yumurtaları ekliyoruz. diğer malzemelri ekleyip küçük küçük kırdığımız çikolatayı da ekleyip biraz margarinle yağlanmış olan kalıplara 1 er yemek kaşığı koyarak 180 C fırında pişiriyoruz. Kalıplarından aldıktan sonra üzerine hazırlamış olduğumuz meyveli sosu gezdiriyoruz.

Sunday, May 14, 2006

KARALAHANA SARMASI VE PATATES SALATASI


İŞTE BÜYÜK OĞLUM ME RT


İYİKİ DOĞDUN OĞLUM
Bugün yani anneler günü, yani 14 Mayıs, benim büyük oğlum Mert'imin 12. yaşgünü. Anne olmayı anneler gününde yaşamış olmak gerçekten hoş. Mertin doğduğu gün anneler günüydü. Hastahanede çiçek dağıtmışlardı bize. Ama ben en güzel çiçeğimi almıştım kucağıma. canım oğlum iyi ki doğdun ve iyi ki beni seçtin annen olmam için. O kocaman yüreğin hep yanımda. Artık bir delikanlı sayılırsın. Senin annen olmaktan gurur duyuyorum. Ömrüm ve nefesim oldukça hep yanında, hep desteğin olacağım. DOĞUMGÜNÜN KUTLU OLSUN. Dedim ya bugün anneler günü; Bir başka anneler gününde, 2 yıl önce de annemi kaybettim. Aynı önemli gün benim için hem mutlulukların en büyüğü ile geldi, hem de yıllar sonra beni acıların en büyüklerinden bir tanesi ile tanıştırdı. Her şeye rağmen devam eden hayata, annemsiz alışmaya ve anne olmaya çalışıyorum. Tüm anneler kanatsız birer melektir. Bütün annelerin anneler gününü sevgiyle kutluyorum.

KARALAHANA SARMASI VE PATATES SALATASI
Uzun bir süredir blogumda güncelleme yapamadım. Çok klasik olacak belki ama işlerim bu aralar gerçekten de çok yoğundu. Ben de kendimi belki affettiririm düşüncesi ile iki tarif yazmaya karar verdim. Dün yani Cumartesi günü canımın içi, biricik, güzeller güzeli rahmetli annem için mevlit okuduk evimde. Birtanemin vefatının ikinci sene-i devriyesi. Ne çabuk geçiyor zaman anlamıyorum. İki yıl oldu anneciğim rahmete kavuşalı. İnşallah Rabbim okunanları kabul eder. Dün konuklarım için özel şeyler yapmak istedim. Annemi ne kadar sevdiğimi anlatmamın bir yolu değil bu elbette ama annem çok özeldi ve ikramlarımda özel olsun istedim. Sanırım gönlümden geçen gibi de oldu. Beni yalnız bırakmayıp yanımda olan dostlarıma binlerce teşekkürler…..
Misafirlerim için yaptıklarım:
1- Pirinç salatası
2- Rulo muhallebi
3- Tavuklu börek
4- Damalı kurabiye
5- Poğaça (sevgili arkadaşım Meltem yapıp getirmişti)
6- Aşure (canım ablam Sevim ablam yapmış)
7- Kur’an-ı Kerim okunurken kavurduğumuz un helvası
8- Yanımda oldukları ve benimle birlikte anneciğime dua ettikleri için gönül dolusu teşekkür ve minnet
Tariflerini en kısa sürede yayınlayacağım. Bugün bilgisayarımda yazılmayı bekleyen karalahana sarması ile patates salatası tariflerimi eklemek istiyorum.
Önce patates salatası : Aslında herkesin bilip yaptığı bir tarif.
4 adet patates haşlanır ve küp küp doğranır. İçerisine yarımşar demet taze soğan, maydanoz, dereotu kıyılıp konulur. 1 çay bardağı kadar zeytinyağı, tuz, karabiber, 1 çay kaşığı kimyon, sumak ve 1 limonun suyu eklenip karıştırılır.
Karalahana Sarması:
Karalahana benim 3 yıl öncesine kadar hiç tatmadığım bir sebzeydi. Karalahana deyince biz Ankara’da hep salataya doğranan mor lahanayı anlardık. Karalahana dendiğine bakmayın aslında o yeşil bir bitki. Oldukça da bol yetişen (özellikle Karadeniz taraflarında) ve ucuz bir sebze. Ben Karadeniz de yaşadığım için buralarda çok bulunuyor. Pek çok çeşit yemeği yapılıyor. Ben hepsini yapmayı bilmiyorum. Buralı arkadaşlarımdan öğrendikçe bloguma eklemeyi düşünüyorum. Sizlere tavsiyem karalahana almak ve pişirmek isterseniz; çok kartlaşmamış yaprakları seçmeniz ve özellikle üzerine kar yağmış olması. Bunun nedeni kar suyu ile ıslanan karalahana çok daha lezzetli ve yumuşak olurmuş. Tabi artık kar yağmayacağına göre önümüzdeki kış belki aklınızda olur diye yazıyorum. Denemenizi öneririm. Genelde etli yapılır ama ben zeytinyağlı denedim. Sonuçtan da oldukça memnun kaldım.
2 su bardağı pirinç
3-4 adet kuru soğan
2 yemek kaşığı dolmalık fıstık
3 yemek kaşığı kuş üzümü
2 adet kesme şeker
1 çay bardağı zeytinyağı
tuz, karabiber, kırmızı biber
1 yemek kaşığı kuru nane
1 demet maydanoz
yarım su bardağı kadar sıcak su
1 yemek kaşığı domates salçası
Yapılışı
İlk önce sapları ayıklanan lahanalar kaynar suya atılarak 5 dk. Haşlanır. Sudan çıkarılıp, süzdürülerek soğumaya bırakılır.Bir tencereye zeytinyağı konulur ve üzerine ince kıyılmış kuru soğanlar konulup pembeleşmeyecek şekilde kavrulur. Üzerine fıstık ilave edilip bir iki dakika daha kavrulur. İyice yıkanmış ve süzdürülmüş olan pirinçler ilave edilir. 5 dakika kadar birlikte kavrulduktan sonra salçası, tuzu, şekeri ve baharatları ilave edilir. Kıyılmış maydanozlar ilave edilir. Yarım su bardağı sıcak su ilave edilir ve demlenmeye bırakılır. Soğuduktan sonra tıpkı asma yaprağı sarar gibi sarılarak tencereye dizilir. Tencerenin en altına lahananın saplarının sermenizi öneririm. kısık ateşte yapraklar yumuşayıncaya kadar pişirilir.

Monday, April 24, 2006

Çocuk yetiştirmek sanırım insanoğlunun hayatta yaptığı en zor ve en fazla sorumluluk gerektiren işi. Aynı zamanda da en fazla fedakarlık gerektireni. Bir birey yetiştiriyorsunuz. Şekillenmemiş bir karakteri oluşturuyor ve tüm hayatı öğretmeye çalışarak, onu eğitiyorsunuz. Bazen üç çocuğum olduğunu düşününce bu sorumluluk altında eziliyor, hatta zaman zaman korkuyorum da. Üstelik işin belki de en komik yanı eğitimci olmam. İşim insan eğitimi ve işimi yaparken kendimden oldukça eminim. Sıra çocuklarıma geldiği zaman ise gelecekten korkuyorum. Tabiki onlara gerekli yaşam eğitimini elimden geldiği, ve onlarında kapasitelerinin yettiği şekilde vermeye de canla başla çalışıyorum. Dilerim çocuklarım ( ve sizlerin çocukları da) iyi yetişmiş insanlar olurlar. Onurlu, merhametli, hayırlı olurlar, kendilerine güvenir dimdik kalırlar ve hayatlarını sürdürürlerken çok zor sınavlarla karşılaşmazlar. Geçenlerde okuduğum bir kaç güzel sözü eklemek ve sizlerle paylaşmak istiyorum. Çocuklar üzerine söylenmiş bu sözleri ben yüzümde bir tebessümle okudum. Belki biraz abartılmışta bulabilirsiniz benden paylaşması :)....
'Bebek gibi uyuyor' diyenlerin muhtemelen hiç çocukları olmamıştır.
(Leo J. Burke)
Bir çocuğa önce konuşmayı öğretirsiniz, sonra da susmayı...
(Prochnow)
Çocuklardan çok şey öğreniriz.
Örneğin ne kadar sabırsız biri olduğumuzu...
(Franklin P. Jones)
Çocuklu aileler ve çocuksuz olanlar...
Her ikisi de birbirleri için üzülürler...
(Ed Howe)
Çocukların sevgi görmeye ihtiyacı vardır.
Özellikle de hak etmedikleri zaman...
(Harold Hulbert)
İlk başta anne ve babalarımızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne ve babası oluruz.
Daha sonra anne ve babamızın anne ve babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz.
(Milton Greenblatt)
Çocuklar bir şekilde evliliğin devamını sağlarlar.
Ve bunun için pek çok yolları vardır.
Örneğin o kadar çok talepleri olur ki aileler onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken birbirlerinin hatalarını unuturlar.
(Richard Armour)
Eğer bebeğiniz güzel ve mükemmelse; hiç ağlamıyor, huysuzlanmıyorsa, zamanında uyuyor ve her zaman bir melek kadar iyi niyetliyse, siz bir anneannesiniz!
(Theresa Bloomingdale)
Bir anne için çocuğunun en sevimli olduğu zaman uyuduğu zamandır.
( Ralph Waldo Emerson)
Çocuklar geleceğe gönderdiğimiz ve asla göremeyeceğimiz mesajlardır.
(Anonim)
Çocuk büyütürken evi temiz tutmak, kar hálá yağarken kapının önünü temizlemek gibidir.
(Phyllis Diller)
Çocuğunuzun büyüdüğünü nereden anlarsınız?
Size soru sormayı keserler ve tabii nereye gittiklerini söylemeyi de...
(P.J. O'Rourke)

Thursday, April 13, 2006



AYTEN HALAMIN 36 BÖREĞİ

Bu tarif defterime bu isimle kaydedilmiş bir tarif. Canım halamın çok güzel yaptığı ve bizimde çooook severek yediğimiz bu böreğin tarifini uzun zaman önce almış ve ben de konuklarım için yapmaya başlamıştım. EEE kız halaya çeker diye bir laf var :)) ne yalan söyleyeyim bu böreği ne zaman yapsam hep hazır milföy hamuru kullandığımı sanıyorlar. Öyle güzel oluyor :))) Yapımı biraz zaman alıyor. Eğer hamuru açmayı biraz biliyor ve bundan hoşlanıyorsanız hemen deneyin kesinlikle pişman olmayacaksınız. Garanti veriyorum. tarifin adının 36 böreği olması 36 adet börek çıkıyor olmasından kaynaklanıyor.

Malzemeler:
1,5 su bardağı su
1 çay bardağı sıvıyağ
2 yumurtanın sarısı
1 tatlı kaşığı tuz
Alabildiği kadar un
Ayrıca hamurların aralarına sürmek için eritilmiş 250 gr. Margarin veya tereyağı
Yapılışı:
Malzemeler karıştırılarak yumuşak ve ele yapışmayacak kıvamda bir hamur elde edilir. Bu hamur 6 eşit bezeye ayrılır. Her bir beze oklava ile incecik açılıp bir tezgah üzerine konulur. Üzerine bir kaşıkla eritilmiş tereyağından sürülür. Diğer bezelerde aynı şekilde incecik açılır ve bir öncesinde açılıp yağlanmış olan yufkanın üzerine gelecek şekilde üst üste konulur ve her bir yufkadan sonra araları eritilmiş yağla yağlanır. 6 katlı bir yufkamız olacak. Sonra bu altı katıda bohça yapar gibi (veya gözleme katlar gibi) katlanıp kare şeklinde bir hamur elde edilir. 10 dakika kadar beklenir. Bu kare şeklindeki hamur tekrar oklava veya merdane yardımı ile mümkün olduğunca düzgün bir şekilde açılmaya çalışılıp en ve boydan 6*6 şeklinde karelere kesilir. Böylece 36 adet kare elde edilir. Karelerin köşelerine iç malzeme (bu kısmı arzunuza bağlı: peynir- maydanoz olabileceği gibi, kıymalı, sosisli, hatta sebzeli iç bile olabilir) konularak üçgen şekilde katlanır. Dikkat edilmesi gereken nokta katlanırken hemen uçlarında birleştirilmemeli yarım cm kadar içten bastırarak hamuru birleştirirsek uçları kabarır ve kat kat görünür. Bütün bu zahmetleri göze alıp bu böreği denerseniz sonuca gerçekten değdiğini göreceksiniz. Şimdiden afiyet olsun. Bu arada canım Ankara'mı çok özledim. Artık yaz tatilinin bir an önce gelmesi için çocuklar gibi gün sayıyorum. Eğer bu satırları Ankara'mdan okuyan varsa lütfen benim için de bir Ankara simidi yesin (mümkünse Yüksel caddesindeki simit fırınından lütfeeeennnn) öyle özledim ki tüm sevdiklerimi, CANIM AİLEM HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM

Tuesday, April 11, 2006



YILDIZ SALATA

Yapımı oldukça kolay ve zahmetsiz bir salata bu. Üstelik sunumu ve yemesi de bir o kadar güzel. Arkadaşım Meltem yapmış ve bloğuma koymam için fotoğraflamıştı. Teşekkürler Meltemciğim. :) Aslında malzemelerini biz göz kararı yapıyoruz. tüketecek kişi sayısına göre malzemeyi artırmak veya azaltmak mümkün. Bir paket yıldız makarnayı haşlıyor ve süzüyoruz. O soğuyup, süzülürken; bir su bardağı kadar bezelye (ben konserve kullanıyorum) yine bir su bardağı haşlanmış mısır, 3-4 tane küçük küçük doğranmış sosisi katıp karıştırıyoruz. Damak tadımıza uyacak kadar tuz katıyoruz. Ayrı bir yerde yine 1 su bardağı kadar yoğurt ile 3 yemek kaşığı mayonezi karıştırıp bu makarnanın üzerine dökerek karıştırıyoruz. Salatamız hazır. Özellikle çalışan bayanlar için pratik tariflerin önemi tartışılamaz. Aniden bastıran misafirler için güzel ve hızlı bir alternatif olabilir.

Saturday, April 08, 2006

Dün mailime gelen bu yazı benim çok hoşuma gitti. Kendimden pek fazla şey buldum galiba :))) Bu eğlenceli yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.
Çalisan kadin olmak ....
Eskiden kadin olmak daha kolaydi . Kadinlar sadece evde olur,yemek yapar,>çocuk bakardi. Sadece esinin geliri düsükse kadin çalisirdi , çalisan kadina acinirdi. Kadin çalisiyorsa ,evine bakamayacagi düsünülürdü ,zaten kadin bekarken çalissa bile evlenince evinin kadini olurdu. 90 li yillara gelindiginde kadin sadece evde olmak istemedi , artik çalismak ekonomik olarak özgürlesmek istiyordu. Bütün kadinlar once üniversite okumaya , sonra çalismaya basladi. Bu kadinin hosuna gitmisti çalisiyor , istedigi gibi harciyor , geziyordu. Artik çalisan kadin evli olmak degil bekar olup gününü gün etmek istiyordu.Yasasin özgürlük...
Çalisan kadin artik iskolik olmustu , çalisiyor ve yüksekliyordu , zirveye ulasmisti. Birçok sirketde once orta kademe , sonra üst kademe yönetciler kadin oldu. Fakat doksanlarin sonuna gelindiginde sirketler yanliz ve iskolik 30 lu yaslarinda kadinlarla doluydu..Bu çalisan kadina yetmedi , çitayi biraz daha yükseltti. Artik evli ve basarili çalisan kadin olmaliydi. Çalisan kadin etrafina bakindi , basarili , parali adaylar gözden geçirildi , adaylardan kel , sisman ve kisa olanlar hemen elendi , ince ruhlu , saraptan anlayan , 14 subatda müthis süprizler yapan , kimsenin bilmedigi yerlerde basabasa tatillere götüren , yasamayi seven ve bol bol espiri yapanlar hemen kapisildi. Yurt disindan tasarimci gelinlikleri getirtildi , otellerde muhtesem dügünler yapilip , maldiv lere yada bali ye balayina gidildi. Balayindan sonra çalisan kadin hizla is basi yapti artik , gündüz toplantidan toplantiya kostururken , artik aksam yemeginide düsünmeye basalmisti. Aksam ne yenmeli , nereye gidilmeli , esinin gömlekleri, pantolanlari ütülümü, kiyafetleri kuru temizlemeciye gitti mi geldi mi, marketden alinacaklarin listesini çikar, is çikisi git al , eve gel hizlica aksam yemegini hazirla....Çalisan kadin artik mutluydu , üzülünce derdini paylasan , hastalaninca ona bakan , aglayinca destek olacak bir omuza, göz yaslarini silecek sevkatli ellere sahipti. 15 saat kosturmak ona viz geliyordu. Etraf bu sekilde kosusturan ev ve is arasi çift vardiya çalisan kadinla doluydu.
Zaman geçiyordu. Çalisan kadin 35 ine yaklasiyordu, biyolojik saati "be -bek, be- bek" diye uyari vermeye basladi..Evet çalisan kadin hemen çiglik atmaya basladi "kariyer de yaparim bebek de" Çalisan kadinlar hemen sosyetik kadin dogumcularin randevularini doldurdular. Çalisan kadinlar ajandalarina ve islerinin temposuna uygun zamani seçip hemen mikroenjeksiyonla bebek yapmaya basaldi. Kimi tek , kimi ikiz , kimi üçüz istedi. 1-2 ay sonra güzel haberler sirayla gelmeye basaldi , çalisan kadinlar hamileydi. Ama çalisan kadin hemen hamile , hem güzel olmak istedi , hemen diyetisyenlere kosulup , özel hamile diyetleri alindi , bol bol kivi yenmeye baslandi. Eskisi gibi tatli , börek aserilmiyordu , karpuz , kivi ve mango isteniyordu gecenin bir yarisi eslerden . Çalisan kadin çocugunu eski usul büyütmeyecekti , hemen onlarca hamilelik , bebek büyütme kitaplari alindi , bir çok internet sitesine üye olundu.Yoga ve anne-baba kurslarina yazildi . Çalisan kadin artik gün gün takip ediyordu bebegini.Bugün 43.gün bebegim üzüm tanesi gibi , 59.gün parmaklari olustu , 89.gün bu gün ilk defa hiçkirdi. 210 .günden sonra artik bebegin matematik zekasinin artmasi için Mozart dinletilecek.
Sonunda mutlu gün geldi çalisan kadin artik anneydi , 3-4 aylik izinden sonra çalisan kadin öldürücü diyetlerle zayiflayarak incecik bir sekilde is basi yapmisti. Artik basarili bir yönetici , iyi bir es ve anne olarak 24 saat çalisiyordu. Bebek büyüdükçe , sosyallesmesi için çalisan kadin cumartesilerini çocuguna ayirdi , artik tüm anneler topluca etkinliklere katilmaya basladilar , yas günü partyleri , tiyatrolar , piyano dersleri, basketbol , tenis ve yüzme kurslarinin biri bitiyor biri basliyordu. Çalisan kadina bu da yetmedi artik herkes çalisiyor , iyi bir es ve annelik yapiyordu , çalisan kadin çitayi birkez daha yükseltti. O artik evinde katkisiz , saglikli ekmekler , kahvalti için ev yapimi reçel yapmali , organic gidalarla, vitamini bol sebze yemekleri hazirlamali , çocuguna ve esine özel günlerde ev yapimi pastalar yapabilmeli , bu pastalari çok güzel süsleyebilmeliydi. Evet bütün çalisan kadinlar yemek yapma kurslarina kosmaya basladilar, evlerine ekmek yapma makinalari aldilar. Simdi çalisan kadinlar toplanti aralarinda bir birlerine ekmek tarifleri vermeye basaldilar, dün nefis bir çavdarli ekmek yaptim, istersen tarifini vereyim. Bende hafta sonu harika bir pasta yaptim. Evdekiler bayildi. Bir aksam gelinde sizede yapayim.

Saturday, April 01, 2006


ZAMAN: Zaman öylesine h1zla ak1p gidiyor ki tutmak ve yakalamak imkans1z. Yap1lacak isler sürekli birikiyor. Kafam1n içerisinde yap1lmas1 gerekli yüzlerce is ve bütün bunlar1 yetisitrememe kayg1s1 dolan1p duruyor. Çal1smaya baslamamla birlikte ertelemelerle dolu bir döneme de girmis oldum. Ütü yap1lacak: yar1na ertele.... , kitap okunacak:haftasonuna vakit olursa ertele......, çok s1k1ld1m biraz dolasal1m: pazar gününe ertele....., vs, vs, vs..... iste bu yogunluk ve ertelemeler içerisinde asl1nda çok önemsedigim blogumda nasibini ald1. Güncelleyemedim ta bugüne kadar. Dilerim ki affola :))) Bugün benim için özel bir gün: Can1m1n içi, biricik, güzeller güzeli annemin bugün dogum günüydü. Bugün yas1yor olsaydi 50. yas1na girecekti. Ne yaz1kki 2 y1l önce sonsuzluga yolcu ettik annecigimi. Ben ve kardeslerim çocuklugumuzdan beri annemin hiç bir dogumgününü atlamaz hep ona sürprizler haz1rlard1k. Can1m1n içi de her zaman hiç beklemiyormuscas1na sas1r1r "yine harçl1klar1n1z1 bana m1 harcad1n1z?" diye duygulan1r, sevinç gözyas1 dökerdi.Ben annem gittikten sonra da iki y1ld1r kendimce kutluyorum dogumgününü. Benim için hala tüm güzelligi ve özverileriyle capcanl1 annecigim. IYIKI DOGDUN GÜZEL ANNECIGIM VE IYIKI BENIM ANNEM OLDUN. NUR IÇERISINDE YAT. MEKANIN CENNET OLUR INSALLAH.
Ne zamand1r bilgisayarimda yazilmay1 bekleyen mercimek köftesi tarifini eklemek istiyorum bugün:
Yap1l1s1:
2 su bardag1 k1rm1z1 mercimek üzeri 2 parmak kadar geçecek kadar su ile birlikte tencereye konulup üzeri göz göz oluncaya ve suyunu çekip pilav gibi oluncaya kadar pisirilir ( Eger pismemis olursa biaz daha s1cak su ilave edilebilir). Içerisine yar1m kilo ince köftelik bulgur konulup tencerenin kapag1 kapat1l1p demlenmesi saglan1r. Bir tava içerisinde 3\4 su bardag1 s1v1yag ile ince dogranm1s bir bas kuru sogan kavrulur. K1rm1z1 biber, tuz konulur. 1 bag yesil sogan, maydanoz ince ince dogran1r. 6-7 dis sar1msak rendelenir. Demlenen bulgurun üzerine 3 ks1k salça konulur.1 limonun suyu ilave edilir. Bulgurun sogumas1 beklenip hepsi bir arada(yesillikler hariç) yogrulur. En son yesillikler eklenir ve köfte yapar gibi s1k1l1r. Servis yap1l1r.

Sunday, March 05, 2006



KUMPİR

Son birkaç gündür işlerim öylesine yoğundu ki değil yeni tarif eklemek,siteye girip bakamadım bile. Aslında eklemek istediğim çok tarif birikti. Önümüzdeki günlerde bir aksilik olmazsa eklemeyi umuyorum. Kumpiri ben yıllardır yaparım. Tabi özellikle Ankara'da çok güzel kumpir yapan yerler var ama evde yapmak hiç zor değil. Üstelik lezzeti çok daha güzel :) İri patates bulmanız gerekiyor öncelikle. Benim evimin yakınlarında bir market var. Orada patates- soğan tarzı sebzeler de bulunuyor. Geçen gün eve dönerken patateslerin içerisinde iri iri olanlarını görünce dayanamadım. 10 dakika kadar tencerede haşladıktan sonra fırına sürdüm ve pişmelerini bekledim. İyice piştikten sonra ortasından bıçakla açarak 1 yemek kaşığı kadar tereyağ koydum. Çatal yardımı ile patatesin içini ezmeye başladım. 3-4 yemek kaşığı kadar rendelenmiş kaşar peyniri ilave ettim ki patatesin sıcağı ile erisin. Tuzunu serpip, arasına daha önceden hazırladığım rus salatasından koydum. Üzerine sosis doğradım. En üste de ketçap dötüm. Ben eklemedim ama üzerine haşlanmış tavuk eti, mısır, zeytin vs. ne arzu edilirse eklenebilir. Denerseniz şimdiden afiyet olsun.


PARA KESESİ
Yıllar önce yapmıştım bu para kesesini. İtiraf etmem gerekirse içerisine hiç para koymadım :) Görünümü bence çok güzel. Bu keseyi çok seviyorum. Umarım siz de seversiniz. Bu örnek ile blogumun ilk el işi örneğini de eklemiş oluyorum. Örneği çok kolay tığ işi ile örülüp üzerine makinada kum işi işleyerek yapmış ve boncuklarla süslemiştim. Tığ işinin sayılarını merak eden ve örneği yapmak isteyen olursa sayılarını detaylı anlatabilirim.

Saturday, February 25, 2006



MANTI

Mantı sevdiğim yemeklerin en başında gelenlerinden birisi. Genellikle yapımı zor olduğundan, ya dışarıda mantıcıda, ya da marketlerde hazır satılan mantılardan alarak yaparım. Ancak bu sefer kendim yaptım. Yapımı biraz zaman alıyor ve zahmetli. Ama insan kendi yaptığı mantıyıda daha bir iştahla ve zevkle ikram ediyor ve yiyor. Şimdi mantıdan söz açılmışken öğrenciliğim geldi aklıma. Ankara'da "Emek"te Tirmen adında bir mantıcı vardı. Bilmiyorum hala duruyor mu? Biz Tirmen'e bayılır sık sık mantı veya çiğ börek yemeye giderdik. Arkadaşlarımızla güle oynaya yediğimiz bu yemeklerin güzelliklerini hala hatırlarım. Bir de "Serender" pastahanesinin frambuazlı pastasına bayılır, sınavlarımız iyi geçmişse kendimizi ödüllendirmek için kızlar çetesi okulu kırar ve doğru pasta yemeye giderdik. Bu frambuazlı pasta öylesine özeldi ki bizim için krizlerimiz bile tutardı. Kantinde otururken sohbetin çok alakasız bir yerinde içimizden birisinden "ne!! frambuazlı pasta mı dedin?" sorusu gelir, kahkahaların ardından karar gecikmezdi "doooğru Serender'e"....... Hey gidi ne günlerdi. Bir mantı tarifinden yola çıktım nerelere zihin yolculuğu yaptım:) Her neyse sanırım Ankara'yı çok özledim. Gelelim mantının tarifine:

Malzemeler:
3 su bardağı un
1 yumurta
1 su bardağı ( veya belki çok az daha fazla) ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
İç Malzemesi:
100 gr. Kıyma
1 adet kuru soğan
tuz, karabiber, kırmızı biber, kimyon
Kaynatmak için: 3 litre su, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sıvıyağ
Yapılışı: iç malzeme için soğanı çoook incecik doğradım. Kıyma ve baharatlar ile karıştırıp iyice yoğurdum. Daha sonra hamur malzemelerini karıştırarak sertçe bir hamur olacak şekilde yoğurdum. Bu hamurdan 1 beze çıkıyor. 2 kişilik. Hamuru tezgahı unlayarak ince olacak şekilde açtım. Hamurum ince olması gerekli. Bu yufkayı ikişer parmak kalınlığında şeritlere kestim ve sonra bu şeritleri kare olacak şekilde enlemesine kestim. İçlerine marcimek tanesi kadar iç harçtan koyarak köşelerinden ortada bileşecek şekilde kapadım. Un serptiğim bir tepsiye dizdim. Büyükçe bir tencereye su koyup kaynattım. Birkaç damla sıvıyağ damlatıp, 1 tatlı kaşığı tuz attıktan sonra bu mantıları tencerede kaynayan suya attım. Yaklaşık 10 dk kadar sonra hamurlar pişti. Bu arada yarım kilo kadar yoğurdun içerisine 3-4 diş sarımsak rendeledim. Diğer tarafta da bir tavada sıvıyağ ile 2 yemek kaşığı domates salçasını kaynattım. Birkaç damla su ilave ederek salçayı açtım. En son pişen mantıları bir tabağa koydum. Üzerine yoğurt döktüm. Yoğurdun üzerine salçalı sos koyup, nane, sumak ve kırmızı biber serperek servis yaptım. Biz bol yoğurtlu ve salça soslu seviyoruz. Arzu edilirse sadece sıvıyağ (veya tereyağı) kızdırılıp biraz kırmızı biber ilave edilerek üste dökülebilir.

Saturday, February 18, 2006

ANNEMİN ÇÖREĞİ
Geçenlerde Şaziyenin sitesini gezerken gördüm bu katlı çörekleri ve annemin de buna çok benzer çörekler yaptığı geldi aklıma. Yapalı bir kaç gün oldu aslında. Bugün de siteleri gezerken portakal ağacında da aynı tarif çıktı karşıma. Ben de tarif defterimi karıştırdım. Annemin yapımı ile yazıyorum ben. Tarif Şaziyeninkinden biraz farklı. Ama lezzeti süper. ertesi gün bile hala taptaze durabiliyor.
Malzemeler:
2 su bardağı süt
1 su bardağı sıvıyağ
42 gr. yaşmaya
3 yemek kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı tuz
Alabildiği kadar un
İçi İçin:
Peynir ve maydanoz çifti
Üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı
İçine sürmek için:
1 su bardağı kadar eritilmiş tereyağı veya margarin (sıvıyağ olur mu bilmiyorum)
Yapılışı:
Ilık sütün içerisine şeker ve maya eklenir. Mayanın ariesi sağlanır. Daha sonra sıvıyağ, tuz ve yavaş yavaş ilave edilen un ile oldukça yumuşak bir hamur elde edilir. bu hamur üzeri nemli bir bez ile kapatılarak mayalanmaya bırakılır. Yaklaşık 2 saat sonra hamur iki katına kabarınca elde edilen hamur ikiye bölünür. İki parçadan her bir tanesi de 8'e bölünür. yani toplam 16 beze elde ediliyor. Her bir beze yemek tabağı büyüklüğünde oklava ya da merdane ile un serpilerek açılır. 8 tanesi üst üste konulur. Araları da eritilmiş tereyağ ile yağlanır. Aynı işlem diğer 8 parça bezeye de uygulanır. Yaklaşık yarım saat kadar beklenir. Sonra bu tabak büyüklüğünde açılarak araları yağlanmış ve üstüste konulmuş 8 bezeyi altına ve üstüne hafif un serperek yuvarlak olacak şekilde mümkün olduğu kadar ince açılır. 4'e bölünür ve her bir parça 3'e bölünür. Böylece 12 adet üçgen parçamız olacak. Üçgenin geniş kenarına peynirli maydanoz konulur ve kalın sigara böreği gibi sarılır. Diğer 8 beze için de aynı işlem uygulanır. tepsiye dizilir. Üzerlerine yumurta sarısı sürülür ve çörek otu-susam serpilir. Önceden hafif ısıtılmış 180 C fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.

Tuesday, February 14, 2006


SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL LEZZETLER-2
Bu Browniler çok lezzetli ve şık oldular. Tarifini Pastacı Burcu'nun blıgundan aldım. Şimdiye kadar yaptığım ve yediğim onca değişik Browni arasında bu sefer yaptıklarım baş köşeye oturdu. Aşkınızı memnun etmek istiyorsanız bu cupcakeler tam sizlik :)Tarifi http://pastaci.blogspot.com/ adresinden "mavi güllü cupcake" başlığında bulabilirsiniz. Benim tarifte yaptığım değişiklik içerisine attığım yaklaşık1 su bardağı kadar donmuş vişne ve parçalara bölerek kekin içine kattığım 50 gr kadar bitter çikolata oldu. Oldukça yoğun bir çikolata tadı ile tam sevgililer gününe yaraşır bir tarif. Benden de bu tarif için kocccaman bir teşekkür Burcu'ya ( dilerim bir gün ben de senin gibi güzel pastalar yapabilirim Burcu) tekrar hepinizin SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN :)