Tuesday, May 30, 2006
BİR ŞİİR
Sunday, May 28, 2006
MUZLU RULO
Bu muzlu ruloları oğlum Efe için yaptım. Efe pek iştahlı değil. Çok seçerek yiyor ve yemesi için biraz zorlasak hemen kusuyor. Sütlü tatlılar yemeyi biraz daha sevdiğini farkedince hiç olmazsa besleyici birşeyler yesin diye bu rulolardan yapıyorum. Taze taze yesin diye de az ölçü ile yapıyorum. Verdiğim tarifle görünen kadar yani 4 rulo oluyor. Resimde farkettiniz mi bilmiyorum ama ben resim çekinceye kadar Efe başımda bekledi. hatta bu resimden sonra çektiğim karelerde şekerlemeleri yok :)) Yapılışını tatlılar linkinde bulabilir, arzunuza göre mehvelerle -çilek, böğürtlen,kivi vs- değişik alternatiflerini türetebilirsiniz. Bence deneyin. Saturday, May 27, 2006
KENAR DANTELİ

Bu dantelin örneğini ben çok beğendim. Resimlerin detaylı olanlarını da sefinsandıgı'nda gösterdim. Umarım siz de beğenirsiniz.
Friday, May 26, 2006
UN KURABİYESİ
Bu kurabiyeyi ilk gördüğüm zaman hazır alındığını sanmıştım. Hem görüntüsü hem de tadı pastahane kurabiyelerini andırıyordu. Tarifi aldıktan sonra ben de yapar oldum. Tarifini görmek isterseniz tatlılar linkini tıklayarak görebilirsiniz. Bunları yazarken benim için kısa sürede bir candan arkadaş belki de dosta dönüşen sevgili Safran'cığıma çok teşekkür ediyorum. Link bağlantısı yapmayı bana öğrettiği için. Ama daha önemlisi içten samimiyeti ve dostluğu için. İyi ki varsın Safrancığım ve dilerim hep burada olursun:)
Thursday, May 25, 2006
POĞAÇA

Bu poğaçaların tarifini arkadaşım Meltemin komşusu vermişti. Çok güzel, kıtır kıtır bir poğaça isterseniz işte tarifi:
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı sıvıyağ
2 yumurta(1 tanesinin sarısını üzerine sürmek için ayırın)
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
aldığı kadar un
Yapılışı:
bütün malzemeler karıştırılıp ele yapışmayan, yumuşak bir hamur elde edilir. İç olarak arzu ettiğiniz şekilde mesela peynir-maydanoz veya patatesli veya kıymalı hatta mercimekli iç harç konularak kapatılır.Üzerine yumurta sarısı sürülüp 180 derece fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Wednesday, May 24, 2006
SOĞANLI EKMEKLER

SOĞANLI EKMEKLER
Öğleden sonra ekmek yapmak istedim. Bir kaç gündür aklımda olan soğanlı ekmeklerden yapmaya karar verdim ve hamurumu yoğurdum. Hamurum mayalanırken ve o esnada ender olan durumlardan biri olan çocukların her ikisi de uyuyorken nette bir gezineyim dedim. Sevgili Sibel’in kahvesine uğradım, bir de ne göreyim aynı ekmeklerden yapmış Sibel de… güzel bir tesadüf oldu. Sibel çok beğendiğini yazmıştı. Ne yalan söyleyeyim ben de gerçekten çok sevdim. Tarifini Dr. Oetker instant maya paketinin arkasından almıştım. İşte nasıl yaptığımJ Ben aslında biraz kendime göre yaptım. Yaptığım şekilde yazıyorum
Malzemeler:
3 adet orta büyüklükte soğan
1 çay kaşığı pul biber
1 su bardağı kaşar peyniri rendesi ( başka peynir de olabilir belki)
Hamuru için:
4,5 su bardağı un (ben 2 bardak kepekli un, 2,5 bardak beyaz un kullandım)
3,5 çay bardağı ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı toz şeker
1 poşet instantmaya ( benim instant mayam kalmamıştı onun yerine 42 gr. Yaş maya kullandım)
Yapılışı:
Hamur malzemeleri karıştırılarak iyice yoğrulur ve yaklaşık 1 saat kadar üzeri kapalı olarak ılık bir ortamda bekletilir. Bu arada hamur mayalanırken soğanlar doğranıp 3 yemek kaşığı sıvıyağda pembeleştirilir ve üzerine pulbiber konulup soğutulur. Soğuyunca içerisine 1 su bardağı kaşar peyniri rendesi eklenir. ! saattir mayalanmakta olan hamurumuza bu karışım eklenip hafifçe yoğrulur ve 12 parçaya bölünerek bir tepsiye dizilir. 20 dakika daha üzerleri kapalı olarak bekletilip 170 dereceye ısıtılmış fırına verilip üzerleri kızarıncaya kadar pişirilir.
Ben hamurları muffin kalıbıma koyup pişirdim. Şirin oldular. Tatları çok güzeldi. Hele bir de domates, salatalık eşlik ederse mmmmm. Yarın işyerimde arkadaşlarıma da götürmeyi düşünüyorum. Bazen ders aralarında birlikte kahvaltı yapıyoruz. Yarın kahvaltılık ekmekler benden arkadaşlar :))
İMAM BAYILDI
İmam gerçekten bayılmış mı bilmiyorum ama ben gerçekten bayılıyorum bu yemeğe. Bugün için yaptım. Güzel oldu, paylaşmak istedim sizlerle. Beğeneceğinizi sanıyorum.
Malzemeler
4 adet orta büyüklükte patlıcan
3 adet irice kurusoğan
4 adet domates (kabukları soyulup doğranmış)
8-10 diş sarımsak (parçalara bölünmüş)
1 yemek kaşığı salça
tuz, karabiber
1 çay kaşığı toz şeker
Yapılışı:
Patlıcanlar alacalı bir şekilde soyulup, iri küpler halinde doğranır ve içi tuzlu suyla dolu olan bir kapta 10-15 dakika kadar bekletilir. Sonra suyu iyice süzdürülerek alınıp kızgın yağda kızartılır. Kağıt havlu üzerine konulup fazla yağını çektirmesi sağlanır. Bu arada soğanlar piyazlık doğranıp, 2 yemek kaşığı zeytinyağında hafifçe pembeleşene kadar kavrulur. Üzerine salça, domates, sarımsak eklenip biraz daha kavrulmaya devam edilir. Domatesler pişip, yumuşayınca içerisine tuz, karabiber ve toz şeker ilave edilir. Kızarmış patlıcanlar içerine eklenir ve üzerine 1 su bardağı kadar sıcak su eklenir. Kısık ateşte 10 dakika kadar daha pişmesi sağlanır. Ilıkken servis edilir. Denemenizi öneririm. Havaların artık ısındığı bu günlerde zeytinyağlı yemekler çok iyi gidiyor.
Saturday, May 20, 2006
http://wwwsefinsandgblogspotcom.blogspot.com/
ÇİLEK SOSLU MUFFİNLER

Bu muffin tarifini Dr Oetker Muffin kalıbının arkasından alıp uyguladım. Gerçekten de çok lezzetli oldular.
Malzemeleri
3 yumurta
2 paket vanilya (ben 1 paket kullandım)
Yarım çay kaşığı tuz
1,5 tatlı kaşığı kabartma tozu
300 gr. un
150 ml. süt
175 gr. yumuşak margarim
1 su bardağı toz şeker
100 gr. bitter çikolata
Üzeri için Dr. Oetker meyve sosu (asıl tarifte yoktu ama ben üzerine yalışacağını düşündüm. İyi ki de yapmışım çok güzel yakıştı)
Yapılışı:
Yumuşak margarini mikserle biraz çırpıyoruz ve içerisine toz şekeri ekliyoruz. Birlikte çırptıktan sonra yumurtaları ekliyoruz. diğer malzemelri ekleyip küçük küçük kırdığımız çikolatayı da ekleyip biraz margarinle yağlanmış olan kalıplara 1 er yemek kaşığı koyarak 180 C fırında pişiriyoruz. Kalıplarından aldıktan sonra üzerine hazırlamış olduğumuz meyveli sosu gezdiriyoruz.
Sunday, May 14, 2006
KARALAHANA SARMASI VE PATATES SALATASI
İŞTE BÜYÜK OĞLUM ME RT 
İYİKİ DOĞDUN OĞLUM
KARALAHANA SARMASI VE PATATES SALATASI
Uzun bir süredir blogumda güncelleme yapamadım. Çok klasik olacak belki ama işlerim bu aralar gerçekten de çok yoğundu. Ben de kendimi belki affettiririm düşüncesi ile iki tarif yazmaya karar verdim. Dün yani Cumartesi günü canımın içi, biricik, güzeller güzeli rahmetli annem için mevlit okuduk evimde. Birtanemin vefatının ikinci sene-i devriyesi. Ne çabuk geçiyor zaman anlamıyorum. İki yıl oldu anneciğim rahmete kavuşalı. İnşallah Rabbim okunanları kabul eder. Dün konuklarım için özel şeyler yapmak istedim. Annemi ne kadar sevdiğimi anlatmamın bir yolu değil bu elbette ama annem çok özeldi ve ikramlarımda özel olsun istedim. Sanırım gönlümden geçen gibi de oldu. Beni yalnız bırakmayıp yanımda olan dostlarıma binlerce teşekkürler…..
Misafirlerim için yaptıklarım:
1- Pirinç salatası
2- Rulo muhallebi
3- Tavuklu börek
4- Damalı kurabiye
5- Poğaça (sevgili arkadaşım Meltem yapıp getirmişti)
6- Aşure (canım ablam Sevim ablam yapmış)
7- Kur’an-ı Kerim okunurken kavurduğumuz un helvası
8- Yanımda oldukları ve benimle birlikte anneciğime dua ettikleri için gönül dolusu teşekkür ve minnet
Tariflerini en kısa sürede yayınlayacağım. Bugün bilgisayarımda yazılmayı bekleyen karalahana sarması ile patates salatası tariflerimi eklemek istiyorum.
Önce patates salatası : Aslında herkesin bilip yaptığı bir tarif.
4 adet patates haşlanır ve küp küp doğranır. İçerisine yarımşar demet taze soğan, maydanoz, dereotu kıyılıp konulur. 1 çay bardağı kadar zeytinyağı, tuz, karabiber, 1 çay kaşığı kimyon, sumak ve 1 limonun suyu eklenip karıştırılır.
Karalahana Sarması:
Karalahana benim 3 yıl öncesine kadar hiç tatmadığım bir sebzeydi. Karalahana deyince biz Ankara’da hep salataya doğranan mor lahanayı anlardık. Karalahana dendiğine bakmayın aslında o yeşil bir bitki. Oldukça da bol yetişen (özellikle Karadeniz taraflarında) ve ucuz bir sebze. Ben Karadeniz de yaşadığım için buralarda çok bulunuyor. Pek çok çeşit yemeği yapılıyor. Ben hepsini yapmayı bilmiyorum. Buralı arkadaşlarımdan öğrendikçe bloguma eklemeyi düşünüyorum. Sizlere tavsiyem karalahana almak ve pişirmek isterseniz; çok kartlaşmamış yaprakları seçmeniz ve özellikle üzerine kar yağmış olması. Bunun nedeni kar suyu ile ıslanan karalahana çok daha lezzetli ve yumuşak olurmuş. Tabi artık kar yağmayacağına göre önümüzdeki kış belki aklınızda olur diye yazıyorum. Denemenizi öneririm. Genelde etli yapılır ama ben zeytinyağlı denedim. Sonuçtan da oldukça memnun kaldım.
2 su bardağı pirinç
3-4 adet kuru soğan
2 yemek kaşığı dolmalık fıstık
3 yemek kaşığı kuş üzümü
2 adet kesme şeker
1 çay bardağı zeytinyağı
tuz, karabiber, kırmızı biber
1 yemek kaşığı kuru nane
1 demet maydanoz
yarım su bardağı kadar sıcak su
1 yemek kaşığı domates salçası
Yapılışı
İlk önce sapları ayıklanan lahanalar kaynar suya atılarak 5 dk. Haşlanır. Sudan çıkarılıp, süzdürülerek soğumaya bırakılır.Bir tencereye zeytinyağı konulur ve üzerine ince kıyılmış kuru soğanlar konulup pembeleşmeyecek şekilde kavrulur. Üzerine fıstık ilave edilip bir iki dakika daha kavrulur. İyice yıkanmış ve süzdürülmüş olan pirinçler ilave edilir. 5 dakika kadar birlikte kavrulduktan sonra salçası, tuzu, şekeri ve baharatları ilave edilir. Kıyılmış maydanozlar ilave edilir. Yarım su bardağı sıcak su ilave edilir ve demlenmeye bırakılır. Soğuduktan sonra tıpkı asma yaprağı sarar gibi sarılarak tencereye dizilir. Tencerenin en altına lahananın saplarının sermenizi öneririm. kısık ateşte yapraklar yumuşayıncaya kadar pişirilir.
Monday, April 24, 2006
(Leo J. Burke)
Bir çocuğa önce konuşmayı öğretirsiniz, sonra da susmayı...
(Prochnow)
Çocuklardan çok şey öğreniriz.
Örneğin ne kadar sabırsız biri olduğumuzu...
(Franklin P. Jones)
Çocuklu aileler ve çocuksuz olanlar...
Her ikisi de birbirleri için üzülürler...
(Ed Howe)
Çocukların sevgi görmeye ihtiyacı vardır.
Özellikle de hak etmedikleri zaman...
(Harold Hulbert)
İlk başta anne ve babalarımızın çocukları, sonra çocuklarımızın anne ve babası oluruz.
Daha sonra anne ve babamızın anne ve babası, en sonunda da çocuklarımızın çocukları oluruz.
(Milton Greenblatt)
Çocuklar bir şekilde evliliğin devamını sağlarlar.
Ve bunun için pek çok yolları vardır.
Örneğin o kadar çok talepleri olur ki aileler onların ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırken birbirlerinin hatalarını unuturlar.
(Richard Armour)
Eğer bebeğiniz güzel ve mükemmelse; hiç ağlamıyor, huysuzlanmıyorsa, zamanında uyuyor ve her zaman bir melek kadar iyi niyetliyse, siz bir anneannesiniz!
(Theresa Bloomingdale)
Bir anne için çocuğunun en sevimli olduğu zaman uyuduğu zamandır.
( Ralph Waldo Emerson)
Çocuklar geleceğe gönderdiğimiz ve asla göremeyeceğimiz mesajlardır.
(Anonim)
Çocuk büyütürken evi temiz tutmak, kar hálá yağarken kapının önünü temizlemek gibidir.
(Phyllis Diller)
Çocuğunuzun büyüdüğünü nereden anlarsınız?
Size soru sormayı keserler ve tabii nereye gittiklerini söylemeyi de...
(P.J. O'Rourke)
Thursday, April 13, 2006

AYTEN HALAMIN 36 BÖREĞİ
Bu tarif defterime bu isimle kaydedilmiş bir tarif. Canım halamın çok güzel yaptığı ve bizimde çooook severek yediğimiz bu böreğin tarifini uzun zaman önce almış ve ben de konuklarım için yapmaya başlamıştım. EEE kız halaya çeker diye bir laf var :)) ne yalan söyleyeyim bu böreği ne zaman yapsam hep hazır milföy hamuru kullandığımı sanıyorlar. Öyle güzel oluyor :))) Yapımı biraz zaman alıyor. Eğer hamuru açmayı biraz biliyor ve bundan hoşlanıyorsanız hemen deneyin kesinlikle pişman olmayacaksınız. Garanti veriyorum. tarifin adının 36 böreği olması 36 adet börek çıkıyor olmasından kaynaklanıyor.
Malzemeler:
1,5 su bardağı su
1 çay bardağı sıvıyağ
2 yumurtanın sarısı
1 tatlı kaşığı tuz
Alabildiği kadar un
Ayrıca hamurların aralarına sürmek için eritilmiş 250 gr. Margarin veya tereyağı
Yapılışı:
Malzemeler karıştırılarak yumuşak ve ele yapışmayacak kıvamda bir hamur elde edilir. Bu hamur 6 eşit bezeye ayrılır. Her bir beze oklava ile incecik açılıp bir tezgah üzerine konulur. Üzerine bir kaşıkla eritilmiş tereyağından sürülür. Diğer bezelerde aynı şekilde incecik açılır ve bir öncesinde açılıp yağlanmış olan yufkanın üzerine gelecek şekilde üst üste konulur ve her bir yufkadan sonra araları eritilmiş yağla yağlanır. 6 katlı bir yufkamız olacak. Sonra bu altı katıda bohça yapar gibi (veya gözleme katlar gibi) katlanıp kare şeklinde bir hamur elde edilir. 10 dakika kadar beklenir. Bu kare şeklindeki hamur tekrar oklava veya merdane yardımı ile mümkün olduğunca düzgün bir şekilde açılmaya çalışılıp en ve boydan 6*6 şeklinde karelere kesilir. Böylece 36 adet kare elde edilir. Karelerin köşelerine iç malzeme (bu kısmı arzunuza bağlı: peynir- maydanoz olabileceği gibi, kıymalı, sosisli, hatta sebzeli iç bile olabilir) konularak üçgen şekilde katlanır. Dikkat edilmesi gereken nokta katlanırken hemen uçlarında birleştirilmemeli yarım cm kadar içten bastırarak hamuru birleştirirsek uçları kabarır ve kat kat görünür. Bütün bu zahmetleri göze alıp bu böreği denerseniz sonuca gerçekten değdiğini göreceksiniz. Şimdiden afiyet olsun. Bu arada canım Ankara'mı çok özledim. Artık yaz tatilinin bir an önce gelmesi için çocuklar gibi gün sayıyorum. Eğer bu satırları Ankara'mdan okuyan varsa lütfen benim için de bir Ankara simidi yesin (mümkünse Yüksel caddesindeki simit fırınından lütfeeeennnn) öyle özledim ki tüm sevdiklerimi, CANIM AİLEM HEPİNİZİ ÇOK SEVİYORUM
Tuesday, April 11, 2006

YILDIZ SALATA
Yapımı oldukça kolay ve zahmetsiz bir salata bu. Üstelik sunumu ve yemesi de bir o kadar güzel. Arkadaşım Meltem yapmış ve bloğuma koymam için fotoğraflamıştı. Teşekkürler Meltemciğim. :) Aslında malzemelerini biz göz kararı yapıyoruz. tüketecek kişi sayısına göre malzemeyi artırmak veya azaltmak mümkün. Bir paket yıldız makarnayı haşlıyor ve süzüyoruz. O soğuyup, süzülürken; bir su bardağı kadar bezelye (ben konserve kullanıyorum) yine bir su bardağı haşlanmış mısır, 3-4 tane küçük küçük doğranmış sosisi katıp karıştırıyoruz. Damak tadımıza uyacak kadar tuz katıyoruz. Ayrı bir yerde yine 1 su bardağı kadar yoğurt ile 3 yemek kaşığı mayonezi karıştırıp bu makarnanın üzerine dökerek karıştırıyoruz. Salatamız hazır. Özellikle çalışan bayanlar için pratik tariflerin önemi tartışılamaz. Aniden bastıran misafirler için güzel ve hızlı bir alternatif olabilir.
Saturday, April 08, 2006
Saturday, April 01, 2006

ZAMAN: Zaman öylesine h1zla ak1p gidiyor ki tutmak ve yakalamak imkans1z. Yap1lacak isler sürekli birikiyor. Kafam1n içerisinde yap1lmas1 gerekli yüzlerce is ve bütün bunlar1 yetisitrememe kayg1s1 dolan1p duruyor. Çal1smaya baslamamla birlikte ertelemelerle dolu bir döneme de girmis oldum. Ütü yap1lacak: yar1na ertele.... , kitap okunacak:haftasonuna vakit olursa ertele......, çok s1k1ld1m biraz dolasal1m: pazar gününe ertele....., vs, vs, vs..... iste bu yogunluk ve ertelemeler içerisinde asl1nda çok önemsedigim blogumda nasibini ald1. Güncelleyemedim ta bugüne kadar. Dilerim ki affola :))) Bugün benim için özel bir gün: Can1m1n içi, biricik, güzeller güzeli annemin bugün dogum günüydü. Bugün yas1yor olsaydi 50. yas1na girecekti. Ne yaz1kki 2 y1l önce sonsuzluga yolcu ettik annecigimi. Ben ve kardeslerim çocuklugumuzdan beri annemin hiç bir dogumgününü atlamaz hep ona sürprizler haz1rlard1k. Can1m1n içi de her zaman hiç beklemiyormuscas1na sas1r1r "yine harçl1klar1n1z1 bana m1 harcad1n1z?" diye duygulan1r, sevinç gözyas1 dökerdi.Ben annem gittikten sonra da iki y1ld1r kendimce kutluyorum dogumgününü. Benim için hala tüm güzelligi ve özverileriyle capcanl1 annecigim. IYIKI DOGDUN GÜZEL ANNECIGIM VE IYIKI BENIM ANNEM OLDUN. NUR IÇERISINDE YAT. MEKANIN CENNET OLUR INSALLAH.
Ne zamand1r bilgisayarimda yazilmay1 bekleyen mercimek köftesi tarifini eklemek istiyorum bugün:
Yap1l1s1:
2 su bardag1 k1rm1z1 mercimek üzeri 2 parmak kadar geçecek kadar su ile birlikte tencereye konulup üzeri göz göz oluncaya ve suyunu çekip pilav gibi oluncaya kadar pisirilir ( Eger pismemis olursa biaz daha s1cak su ilave edilebilir). Içerisine yar1m kilo ince köftelik bulgur konulup tencerenin kapag1 kapat1l1p demlenmesi saglan1r. Bir tava içerisinde 3\4 su bardag1 s1v1yag ile ince dogranm1s bir bas kuru sogan kavrulur. K1rm1z1 biber, tuz konulur. 1 bag yesil sogan, maydanoz ince ince dogran1r. 6-7 dis sar1msak rendelenir. Demlenen bulgurun üzerine 3 ks1k salça konulur.1 limonun suyu ilave edilir. Bulgurun sogumas1 beklenip hepsi bir arada(yesillikler hariç) yogrulur. En son yesillikler eklenir ve köfte yapar gibi s1k1l1r. Servis yap1l1r.
Sunday, March 05, 2006

KUMPİR
Son birkaç gündür işlerim öylesine yoğundu ki değil yeni tarif eklemek,siteye girip bakamadım bile. Aslında eklemek istediğim çok tarif birikti. Önümüzdeki günlerde bir aksilik olmazsa eklemeyi umuyorum. Kumpiri ben yıllardır yaparım. Tabi özellikle Ankara'da çok güzel kumpir yapan yerler var ama evde yapmak hiç zor değil. Üstelik lezzeti çok daha güzel :) İri patates bulmanız gerekiyor öncelikle. Benim evimin yakınlarında bir market var. Orada patates- soğan tarzı sebzeler de bulunuyor. Geçen gün eve dönerken patateslerin içerisinde iri iri olanlarını görünce dayanamadım. 10 dakika kadar tencerede haşladıktan sonra fırına sürdüm ve pişmelerini bekledim. İyice piştikten sonra ortasından bıçakla açarak 1 yemek kaşığı kadar tereyağ koydum. Çatal yardımı ile patatesin içini ezmeye başladım. 3-4 yemek kaşığı kadar rendelenmiş kaşar peyniri ilave ettim ki patatesin sıcağı ile erisin. Tuzunu serpip, arasına daha önceden hazırladığım rus salatasından koydum. Üzerine sosis doğradım. En üste de ketçap dötüm. Ben eklemedim ama üzerine haşlanmış tavuk eti, mısır, zeytin vs. ne arzu edilirse eklenebilir. Denerseniz şimdiden afiyet olsun.

PARA KESESİ
Yıllar önce yapmıştım bu para kesesini. İtiraf etmem gerekirse içerisine hiç para koymadım :) Görünümü bence çok güzel. Bu keseyi çok seviyorum. Umarım siz de seversiniz. Bu örnek ile blogumun ilk el işi örneğini de eklemiş oluyorum. Örneği çok kolay tığ işi ile örülüp üzerine makinada kum işi işleyerek yapmış ve boncuklarla süslemiştim. Tığ işinin sayılarını merak eden ve örneği yapmak isteyen olursa sayılarını detaylı anlatabilirim.
Saturday, February 25, 2006

MANTI
Mantı sevdiğim yemeklerin en başında gelenlerinden birisi. Genellikle yapımı zor olduğundan, ya dışarıda mantıcıda, ya da marketlerde hazır satılan mantılardan alarak yaparım. Ancak bu sefer kendim yaptım. Yapımı biraz zaman alıyor ve zahmetli. Ama insan kendi yaptığı mantıyıda daha bir iştahla ve zevkle ikram ediyor ve yiyor. Şimdi mantıdan söz açılmışken öğrenciliğim geldi aklıma. Ankara'da "Emek"te Tirmen adında bir mantıcı vardı. Bilmiyorum hala duruyor mu? Biz Tirmen'e bayılır sık sık mantı veya çiğ börek yemeye giderdik. Arkadaşlarımızla güle oynaya yediğimiz bu yemeklerin güzelliklerini hala hatırlarım. Bir de "Serender" pastahanesinin frambuazlı pastasına bayılır, sınavlarımız iyi geçmişse kendimizi ödüllendirmek için kızlar çetesi okulu kırar ve doğru pasta yemeye giderdik. Bu frambuazlı pasta öylesine özeldi ki bizim için krizlerimiz bile tutardı. Kantinde otururken sohbetin çok alakasız bir yerinde içimizden birisinden "ne!! frambuazlı pasta mı dedin?" sorusu gelir, kahkahaların ardından karar gecikmezdi "doooğru Serender'e"....... Hey gidi ne günlerdi. Bir mantı tarifinden yola çıktım nerelere zihin yolculuğu yaptım:) Her neyse sanırım Ankara'yı çok özledim. Gelelim mantının tarifine:
Malzemeler:
3 su bardağı un
1 yumurta
1 su bardağı ( veya belki çok az daha fazla) ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
İç Malzemesi:
100 gr. Kıyma
1 adet kuru soğan
tuz, karabiber, kırmızı biber, kimyon
Kaynatmak için: 3 litre su, 1 tatlı kaşığı tuz, 1 yemek kaşığı sıvıyağ
Yapılışı: iç malzeme için soğanı çoook incecik doğradım. Kıyma ve baharatlar ile karıştırıp iyice yoğurdum. Daha sonra hamur malzemelerini karıştırarak sertçe bir hamur olacak şekilde yoğurdum. Bu hamurdan 1 beze çıkıyor. 2 kişilik. Hamuru tezgahı unlayarak ince olacak şekilde açtım. Hamurum ince olması gerekli. Bu yufkayı ikişer parmak kalınlığında şeritlere kestim ve sonra bu şeritleri kare olacak şekilde enlemesine kestim. İçlerine marcimek tanesi kadar iç harçtan koyarak köşelerinden ortada bileşecek şekilde kapadım. Un serptiğim bir tepsiye dizdim. Büyükçe bir tencereye su koyup kaynattım. Birkaç damla sıvıyağ damlatıp, 1 tatlı kaşığı tuz attıktan sonra bu mantıları tencerede kaynayan suya attım. Yaklaşık 10 dk kadar sonra hamurlar pişti. Bu arada yarım kilo kadar yoğurdun içerisine 3-4 diş sarımsak rendeledim. Diğer tarafta da bir tavada sıvıyağ ile 2 yemek kaşığı domates salçasını kaynattım. Birkaç damla su ilave ederek salçayı açtım. En son pişen mantıları bir tabağa koydum. Üzerine yoğurt döktüm. Yoğurdun üzerine salçalı sos koyup, nane, sumak ve kırmızı biber serperek servis yaptım. Biz bol yoğurtlu ve salça soslu seviyoruz. Arzu edilirse sadece sıvıyağ (veya tereyağı) kızdırılıp biraz kırmızı biber ilave edilerek üste dökülebilir.
Saturday, February 18, 2006
ANNEMİN ÇÖREĞİGeçenlerde Şaziyenin sitesini gezerken gördüm bu katlı çörekleri ve annemin de buna çok benzer çörekler yaptığı geldi aklıma. Yapalı bir kaç gün oldu aslında. Bugün de siteleri gezerken portakal ağacında da aynı tarif çıktı karşıma. Ben de tarif defterimi karıştırdım. Annemin yapımı ile yazıyorum ben. Tarif Şaziyeninkinden biraz farklı. Ama lezzeti süper. ertesi gün bile hala taptaze durabiliyor.
Malzemeler:
2 su bardağı süt
1 su bardağı sıvıyağ
42 gr. yaşmaya
3 yemek kaşığı toz şeker
1 yemek kaşığı tuz
Alabildiği kadar un
İçi İçin:
Peynir ve maydanoz çifti
Üzerine sürmek için 1 yumurta sarısı
İçine sürmek için:
1 su bardağı kadar eritilmiş tereyağı veya margarin (sıvıyağ olur mu bilmiyorum)
Yapılışı:
Ilık sütün içerisine şeker ve maya eklenir. Mayanın ariesi sağlanır. Daha sonra sıvıyağ, tuz ve yavaş yavaş ilave edilen un ile oldukça yumuşak bir hamur elde edilir. bu hamur üzeri nemli bir bez ile kapatılarak mayalanmaya bırakılır. Yaklaşık 2 saat sonra hamur iki katına kabarınca elde edilen hamur ikiye bölünür. İki parçadan her bir tanesi de 8'e bölünür. yani toplam 16 beze elde ediliyor. Her bir beze yemek tabağı büyüklüğünde oklava ya da merdane ile un serpilerek açılır. 8 tanesi üst üste konulur. Araları da eritilmiş tereyağ ile yağlanır. Aynı işlem diğer 8 parça bezeye de uygulanır. Yaklaşık yarım saat kadar beklenir. Sonra bu tabak büyüklüğünde açılarak araları yağlanmış ve üstüste konulmuş 8 bezeyi altına ve üstüne hafif un serperek yuvarlak olacak şekilde mümkün olduğu kadar ince açılır. 4'e bölünür ve her bir parça 3'e bölünür. Böylece 12 adet üçgen parçamız olacak. Üçgenin geniş kenarına peynirli maydanoz konulur ve kalın sigara böreği gibi sarılır. Diğer 8 beze için de aynı işlem uygulanır. tepsiye dizilir. Üzerlerine yumurta sarısı sürülür ve çörek otu-susam serpilir. Önceden hafif ısıtılmış 180 C fırında üzeri kızarana kadar pişirilir.
Tuesday, February 14, 2006

SEVGİLİLER GÜNÜNE ÖZEL LEZZETLER-2
Bu Browniler çok lezzetli ve şık oldular. Tarifini Pastacı Burcu'nun blıgundan aldım. Şimdiye kadar yaptığım ve yediğim onca değişik Browni arasında bu sefer yaptıklarım baş köşeye oturdu. Aşkınızı memnun etmek istiyorsanız bu cupcakeler tam sizlik :)Tarifi http://pastaci.blogspot.com/ adresinden "mavi güllü cupcake" başlığında bulabilirsiniz. Benim tarifte yaptığım değişiklik içerisine attığım yaklaşık1 su bardağı kadar donmuş vişne ve parçalara bölerek kekin içine kattığım 50 gr kadar bitter çikolata oldu. Oldukça yoğun bir çikolata tadı ile tam sevgililer gününe yaraşır bir tarif. Benden de bu tarif için kocccaman bir teşekkür Burcu'ya ( dilerim bir gün ben de senin gibi güzel pastalar yapabilirim Burcu) tekrar hepinizin SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLU OLSUN :)